“ÇEVRE EĞİTİMİ VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ” DERSİNİN ÖNEMİ

0
160

Yurttaşlık bilincinin en önemli ayaklarından birini hiç kuşkusuz artık çevre, küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi sorunlar oluşturuyor. Bu kapsamda sosyal farkındalık etkinliklerinin yanında kurumsal eğitimin de önemi oldukça artmış görünüyor. TC. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, gelecek yıllardan (22-23 ders yılı) itibaren ortaokullarda seçmeli ders olarak yer alacak olan “Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği” dersinin müfredatı tamamlanmış durumda.

Yapılan açıklamaya göre “Hâlihazırda Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilkokul ve ortaokullarda uygulanan “Çevre Eğitimi” dersinin adı; Paris İklim Anlaşması kararları, MEB’in Stratejik Planı, çeşitli kurum ve kuruluşların eylem planları ve şura kararları dikkate alınarak “Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği” olarak değiştirilmişti. Yapılan açıklamada “Sadece sınıf ortamında yürütülmeyeceği açıklanan dersin, yakın çevredeki okul dışı öğrenme ortamlarına yapılacak gezi ve gözlemlerle öğrencinin hem yaşadığı çevrenin farkına varmasının hem de çevre sorunlarını yakından görmesinin sağlanacağı belirtiliyor. Ayrıca ders kapsamında öğretmenlerin keşfetme, sorgulama, argüman oluşturma, farkındalık geliştirme, sorumluluk alma ve ürün tasarlama süreçlerinde öğrencilere rehberlik etmesi hedefleniyor. Öğrencilerin hem kendisini hem de çevresindeki bütün canlı ve cansız varlıklarla etkileşimini esas alması planlanan derste, çevreyi korumaktan haz duyma, afet gibi çevre sorunlarında yaşanılanlara karşı duyarlılık gösterme, çevresindekilere yardım etme konusunda istekli olmak gibi kazanımları edinmeleri de bekleniyor”.

Ayrıca, öğrencilerin günlük hayattaki üretim ve tüketim arasındaki dengenin önemini fark etmelerine yönelik konuların işleneceği derslerde, yaşam döngüsü analizi kavramı açıklanarak seçilen tüketim maddelerinin yaşam döngüsü analizleri yapılacak. Ayrıca günlük hayatta kullanılan kâğıt, plastik poşet, bilgisayar ve kot pantolon gibi ürünlerin üretim aşamalarında kullanılan doğal kaynaklarla üretim sonucunda oluşan atıkların varlığı da vurgulanacak.

Çağdaş eğitimin gerektirdiği adımların atılması mutlaka yerinde ve yaşamsaldır. Ancak önemli olan uygulama sürecindeki etkin metotların da dikkate alınması şarttır. Yapılan açıklamada “İklim değişikliği ile mücadeleye yönelik ulusal ve uluslararası çalışmalara da yer verilecek derste, küresel iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalar işlenecek. Ayrıca, Türkiye’de iklim değişikliği, ulusal ve uluslararası çalışmalar, toplumsal farkındalık konularına da yer verilerek iklim değişikliğinin Türkiye’deki tarım ve hayvancılık faaliyetleri, biyoçeşitlilik, turizm ve ekonomi gibi alanlar üzerindeki etkilerin de tartışılacağı” vurgulanıyor. Evet, tüm bunlar çok önemli. Belirlenen hedefin başarı olasılığının mutlaka eğitim kadrolarıyla da ilişkili olduğunu unutmamak lazım. İlk ve orta eğitim kadrolarının bu doğrultuda hazırlanması ve müfredatın etkin bir şekilde uygulanması sürecin sağlama alınması açısından önemlidir.

Emekli bir eğitimci olarak atılan bu adımların ne kadar önemli olduğunun farkındayım. Birçok eğitimci ve çevre konusunda duyarlı bilim adamının katkıları elbette ki çok önemlidir. Ancak tecrübem bana eğitim ve yaşam arasındaki sosyal bağların zayıf olması durumunda her zaman hedeflerin şaştığını göstermiştir. İnsan yaşamını derinden etkileyen çevre felaketleri sadece sağlıkla ilgili değil yeni bir medeniyet anlayışının inşa edilmesiyle de ilgilidir. Murat Sungur’un bu alandaki sosyal duyarlık faaliyetlerini takdirle karşılarken, üniversiteden arkadaşım, Dr. Binnaz Ege-Dr. Rıdvan Ege Anadolu Lisesi eğitimcilerinden Gülay Kiremitci’nin konuya dikkatimi çekmesi üzerine de bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum. Kıbrıslı bir eğitimci olarak kendi ülkemizde de bu duyarlığın artmasını ve “Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği” dersinin önemsenmesini temenni ediyorum. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz